|
|
Değerli Okurlar; Yaşadığınız Bunca Hadiseler İçin Asla Gevsemeyin ve Asla Üzülmeyin. Unutmayın ki, "Eger İnaniyorsaniz Allah (c.c.) Katında En Üstün Sizsiniz"
Bundan dolayı; ülkemizde ve dünyanın birçok islam ülkesinde yaşanan acı ve ızdırap dolu meseleler için en azından DUA edelim.
Dogru yolu gösteren, gönüllere iman ışığı yayan Rabbim; kararmis kalbleri vahyin ışığıyla aydınlatsın. Allah'ın (c.c.) Selamı, Rahmeti ve Bereketi üzerinize olsun. Dualarda bulusmak dilegi ile.. Editör : H.Çelenk  |
| | .::: ÖRNEK DUA :::. | “Yâ Rabbî!.. Günahlarımızı rahmetinle af ve mağfiret eyle! Ölülerimizi de mağfiret eyle, yaşayanlarımıza hayırlar ihsan et!Riyadan, nifaktan, şikaktan, her türlü hastalıktan, kazadan, belâdan, tembellikten, âcizlikten, zelil olmaktan, zulüm etmekten ve zulüm görmekten, cimrilikten, müsriflikten, azdıran zenginlikten ve doğru yoldan ayrılmaya sebep olan fakirlikten, şeytan ve nefsin şerrinden, düşmanın galebesinden, kötü huydan, bidat işlemekten, dalalete düşmekten, halis olmayan amelden, her çeşit günahtan, küfre girmekten, ölürken gelecek fitnelerden, kabir azabından, dinimize ve dünyamıza zarar verecek işlerden sana sığındık, bunlardan bizleri koru yâ Rabbî!..Yâ Rabbî!.. Bize sarsılmaz bir iman, güzel bir ahlâk, şükredici bir kalb, sabredici beden, zikredici dil, kaza ve kaderine rıza gösteren hayırlı ömür, salih evlât, dünya ve ahirette güzellik ihsan et! Ana ve babamızı da mağfiret eyle!Yâ Rabbî!.. Kendi sevgini, sevdiklerinin sevgisini, bütün enbiyânın, Ehl-i beytin, Eshâb-ı kirâmın ve bütün evliyâ-i kirâmın sevgisini ve sevgine kavuşturacak işleri nasip eyle!Yâ Rabbî!.. Dinine severek hizmet etmeyi, kul borçlarını ödemeyi ve şehit olarak ölmeyi nasip eyle! Bize hakkı hak, bâtılı bâtıl olarak göster!Yâ Rabbî!.. Bu vatanı bizlere bırakan ecdâdımızın ruhunu şâd eyle! Memleketimize hizmetleri geçmiş ve Allah için harp etmiş dedelerimize rahmet eyle! Yurdumuzu her çeşit düşmandan koru! Çünkü sen her şeye kâdirsin!.. Duâlarımızı kabul eyle!..” (Amin!) |
| | YA RABBİ ... ! | Seherde açılan güller hürmetine Rukuda bükülen beller hürmetine Zikrinle dönen diller hürmetine Cehennem narına yakma ya Rabbim..
Secdeye kapanan başlar hürmetine Aşkınla sızlayan kalpler hürmetine Gecelerde dökülen yaşlar hürmetine Gazabınla bize bakma Ya Rabbim Yolunda kaim kullara bağışla, Rızana giden yollara bağışla, Arşına açılan ellere bağışla, Cahilin içine sokma ya Rabbi Muhammed Mustafanın(s.a.v.) özüne bağışla, Fatıma- tül Zehra adlı kızına bağışla, yetim yetemanın yüzüne bağışla , Huzurunda boynumuzu bükme ya Rabbi, Cemi peygamberlerin canı hürmetine, Cihari yarin güzinin dini hürmetine, Uhud şehidlerinin kanı hürmetine, Suçlarımızı başa kakma ya Rabbi, Sualde bizleri fazla sıkma ya Rabbi, yakma ya Rabbi Muhammed aşkına yakma ya Rabbi, kabe aşkına yakma ya Rabbi, Kur'an aşkına bizleri yakma ya Rabbi |  | ALLAH'IM | Allah’ım Ben kulum, Sen Allah’sın Ben isteyenim, Sen verensin Ben susayanım, Sen suverensin Ben muhtacım, Sen ihtiyaç giderensin Ben kendine yetmeyen, Sen her şeye yetensin Ben beni bilmeyen, Sen beni benden iyi bilensin Ben bende olmayan, Sen şahdamarımdan yakın olansın Kul kulca ister, Sen Allah’ça verensin Halim arzuhalimdir, duruşum duam Sensizsem neyim var, Senliysem ne gam... Allah’ım! Benliğim yaktığı ateşte yakma beni! Beni nefsime kul etme, kul et nefsimi Sana! Bir lahza dahi bana bırakma beni! Sen bana yetersin, yetmem ben bana! Bilmediğimi bildir, görmediğimi göster! Sen bildirmezsen bilemem, göremem göstermezsen! Gönlüme huzur, gözlerime nur, dizime derman ver! Sen ol deyince olur, olmaz ol demezsen! Canana can,cana canan, kalbe ferman ver! Al işte ellerim uzattım sana! Ne olur bırakma beni bana! Sen bana yetersin, yetmem ben bana! Allah’ım, ellerimi bırakma! Allah’ım! Bırakma bizi! |  | D U A | Hani dua edersin ya tam duaya başlıyacak iken, bir düğüm gelir boğazına, konuşamazsın yutkunursun ve gözünden damlar bir kaç damla yaş. Hani başlarsın duaya, Allahım beni affet dersin, dersin ama; yüreğin yanar önceki yaptıklarına. Hani, yaRabbi dersin, yaRabbi seni çok seviyorum derken dilin tutulur o heyecenla. Hani bir şey istersin ya, utanırsın bakamazsın semaya...
Ya Rabbi dersin, Habibinden ayırma sonra Habibin senin için yaptıkları ve senin onun için yaptıkların gelir ya aklına işte takatin kesilir göz yaşın sel olur işte o uçurumu anlarsın ya yüzün kızarır ve kızarsın ya kendine.
Allahım dersin Allahım öyle bir deryaya daldırki dersin; sonra yine ağlarsın En Sevgilinin hasretine ağlarsın.
Hani bir an düşünürsün ahireti ve gözününün önüne gelir mahşer anı işte Rasulullah(s.a.v) karşıda hemen yanına gitmek istersin ama iki melek iki koluna yapışır ve senin yerin orası değil der ve ateşi gösterir sana işte o anı tasavvur edersin.
SONRA İKİ ELİNİDE KALDIRIRSIN SEMAYA GÖZÜNÜN KENARLARINDAN DAMLALAR YERE DÜŞER O AN YARABBİ DERSİN BÜTÜN KALBİNLE ŞU ANDA BÜTÜN KAİNAT DUYSUN BENİ DERSİN SENİ VE HABİBİNİ ÇOK SEVİYORUM DERSİN VE YIĞILIRSIN TAKATİN KESİLİR VE ELHAMDÜLİLLAH DEYİP DUANI BİTİRİRSİN...Hayırlı olan dualarımızı kabul buyur Ya Rab! Ey Bizim Rabbimiz! Eğer unuttuk veya kasıtsız olarak yanlış yaptıysak bundan dolayı bizi sorumlu tutma.
Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ya Rabbenâ! Takat getiremeyeceğimiz şeylerle bizi yükümlü tutma. Affet bizi, lütfen bağışla kusurlarımızı, merhamet buyur bize! Sensin Mevlâmız, yardımcımız! Kâfir topluluklara karşı Sen yardım eyle bize! İnananların en büyük cehennemidir SENİN sevginden mahrum kalmak SEN sevginden mahrum bırakma bizleri YA RAB!!! |  | BUNCA AYRILIK YETMEDİMİ YA BİLAL ? ( ERİHNA YA BİLAL...) | | Bismillahirrahmanirrahim Bilal nede sevmişti seni Ey Alemlerin Efendisi!.. Peygamberimiz'in vefatından sonra ayrılık acısına tahammül edemiyerek bir daha ezan okuyamadı Bilal Peygambere olan muhabbetiyle her gün yanıp tutuşuyordu Bilal.özyaşları döküyordu.Sonrada Medine kalmaya tahammül edemediği için zamanın halifesi olan Hz. Ebubekir'den izin alıp Şam'a gitmeye karar verdi.Böylece Şam' yerleşmişti Bilal Hz.Ömerin hilafetine kadar. Hz. Ömer ordusuyla Şama gelince, onlara katılıp Kudüs'e gitti. Bir gün Bilal sevgililer sevgilisini rüyasında gördü. Peygamber efendimiz kendisine sitem etti. Ya Bilal!.."Hala bunca ayrılık yetmedi. Ya Bilal kabrimi hala ziyaret etmeyecekmisin? Hala Medine-i münevvereye gelmeyecekmisin?" Cennet bahçesini ziyaret etmeyecekmisin?...." Zavallı yüreği duracak hale geldi Bilal'in. Heyecan ve ter içinde uyandı. Hemen hazırlığa başladı. Şafak sökerken,ince,uzun ve garip deveciğiyle,mübarek Medine yollarına düştü Bilal. Biricik efendisine yaklaştıkça havayı kokluyordu Bilal, taşları,toprağı okşuyordu Bilal. Issız çölleri yara yara Sevgilisine gitti Bilal. "Bunca ayrılık yetmedi Ya Bilal sesi hala kulağındaydı."Bilalin. ona rastlayanlar, selam veriyorlardı. Sonrada yanındakilere diyorlardı ki; " İşte Bilal,Bilal'i Hebeşi, işte Hz.Peygamberin Müezzini. Bu dünyaya O'nun gibi ezan okuyan gelmemişti." Fakat O, hiçbirini duymuyor,görmüyordu. Sanki çok kuvvetli bir mıknatıs onu kendisine çekiyordu. Peygamber Efendimiz'in mübarek kabirlerine doğru ilerledi. Yüce makama erişirken; kur'an-ı Kerim okudu. En sonunda sevgilisinin kabrinin yanında bayılarak yere yıkıldı Bilal. Bu ne sevdaydı Ey Bilal. Bu nasıl bir aşktıki seni Şamlara kadar götürmüştü. Bu nasıl sevdaydı ki yıllar sonra sevgilinin kabrini ziyaret edişinde vücudun dayanamadı ve yere yıkıldı!.. Ayıldığı zaman,baş ucunda, sevgilisini ,sevgili torunları Hasan ile Hüseyin Hazretleri;saçlarını okşuyorlardı. Sanki dünyalar onun oldu.Sarıldılar,kucaklaştılar ve ağlaştılar; "Yavrularım!..ne kadarda Dedeniz Hz. Resulullah gibi kokuyorsunuz!.."dedi. Hz.Hasana sordu; "Dedemiz seni de çok severdi. Ancak O'nun hatırı için, bir şey istesek yaparmısın?"Hz. Bilal çok şaşırdı;" Bu ne biçim söz? Bu kölenizden ne emrederseniz ,yerine getiririm!.."Senden;Bir defada olsa ezan dinlemek istiyoruz!..Ricamız sadece buydu." Dedi. Ertesi gün Bilal-i Habeş son ezanını mescidi Nebevide okudu. Yanık ve hasret dolu sesiyle;" Allahü ekber! Allahü ekber!" dediği zaman;bütün Medine halkı ayağa kalktı. "Eşhedü enla ilahe illalah! Eşhedü enne Muhammed'en Resulullah!.."deyince kadın-erkek,genç-ihtiyar,çolul-çocuk,hatta yataklarındaki hastalar bile sokaklara döküldüler. Mescidi Nebeviye koştular. Halk o kadar coştuki,peygamber Efendimiz yaşıyor sandılar.Bilal-i Habeşleri de başka ezan okumadı. 641 senesinde şamda vefat ettiler. Ey kara ayaklarının altına kurban olduğumuz Sahabe. Ey tüm müezzinlein İmamı.Ey Habeşistan'ın Karanfili, sizin hedefiniz,arzunuz canınızı kurtarmak değildi.Sonu ölümde olsa İslam'ı, İman'ı, Alllah'ı, Kur'an-ı ve Muhammed'i tercih etmekti.çünkü biliyordunuz ki canı korumak canı bağışlayanın elinde. Canlar,canı verenin elinde.Canlar cananının emrini hiçe sayan candan hayır gelirmi? Hem bütün canları elinde tutan O Canlar Cananının emri hiçe sayılarak, o can korunabilir mi?... Ya Resulullah!...bizim rüyamızada gel..bizide ağır o mübarek Ravzana. Bizide kabul et o mübarek mekanına!... Biz Senin hasretinle yanıyoruz Ya Resulullah!.. Biz Senin harestinle tutuşuyoruz Ya Resulullah!.. Biz Senin hasretinle küle döndük Ya Habiballah!.. Gel bu ateşi söndür. Sana olan hasretimize son ver Ey Sevgililer Sevgilisi Efendim ( s.a.v ) http://islamportali-tr.spaces.live.com/ | | | YETER Kİ SEN SEV BENİ.... | Rahman,Rahim,Gaffar olan Sen Kapında bıkmadan,ümitle bekleyen Ben Tüm dertlere,acılara dermansın Sen Dertliyim,derman dilenenim Ben En âli ,en aziz,canansın Sen Varlığı sana muhtaç canım Ben Ezelin ,ebedin sultanısın Sen Kulun ,kölen olmaya talibim Ben Nur kaynağı;nur üstüne nursun Sen Nurunda yanmaya koşan pervaneyim Ben Karşılıksız bin bir nimet verensin Sen Şükürde aciz,mahcup,af dilenen Ben Affı,mağfireti sonsuz olan Sen Secdeye kapanınca huzur bulan Ben Settarsın,günahları, örtersin Sen Günahını, gözyaşıyla yıkayanım Ben Herşeyi yoktan,muhabbetle var edensin Sen Aşkıma kıblesin,tek sevdamsın diyenim Ben Dostların en yücesi,tek velisin Sen Dostluğuna muhtaç,isteklisi Ben Her şeyi bilen,gören,bâsirsin Sen Huzurundayım ,ne olur gör beni... Boynu bükük kulunum Ben Var olan, tek gerçek, haksın Sen Zindanım olan yalan dünyada, Garibim,sana hasret,mahpusum Ben Varlığı apaçık delillerle zahir olansın Sen Ruhu varlığını,yüreği sevgini haykıranım Ben İlim ve kudretiyle,her şeye şahitsin Sen Aşkıma şahit ol,yolunda şehit olsam Ben Her şeye hükmeden, hakimsin Sen Ne olur hükmet kalbime; Yüreğimdeki aşkının düşmanı olan Şeytan ve onun yoldaşlarından Sana sığınırım, acizim Ben Zengin olan, zengin edensin Sen Sevginin,aşkının zengini olayım Ben Vedûdsün, çok seven,en sevgili Sen Sevginden beslenip,nefes alan,meftununum Ben Ne çıkar? Hiç kimse sevmesin Beni Yeter ki Sen sev Beni, | | | BEN PİŞMANIM YA RABBİ ! | Gecelerden sabahlara, karanlıklardan güneşlere doğru açılan yüreklerimizin perde aralıklarından süzülen nur katreleriyle geldim kapına... Biliyorum, güllerden geçer sana giden yollar... Yakarışlarla, dualarla, tahiyyatlarla bezenir.
Ey rahmetiyle kalpleri evirip çeviren, sana kalbimi getirdim. Ey kalpleri nuruyla sarıp okşayan! Onulmaz yaralarla kan-revan kalbim avuçlarımda, kapına geldim.
'Selam olsun ömür seccadesini gönül dergahına serenlere' diyebilmeyi ne çok isterdim, ama biliyorum ne yüzüm var ne de hakkım...
Öğrendim ki dua, aşığın maşuğuna bir haber salmasıdır; gözyaşlarıyla yazılmış bir mektubu. Ve bir bekleyiştir, iştiyakla, korkuyla, ümitle bekleyiş... İşte, zaman her saniyesini balyozlamaktayken ömrün, verilmemiş hesapların korkusuyla, titreyen yüreklerimize bir lahza umut adına geldik kapına... Ahh... gelebildik mi, bir haber var mı affa dair? Acziyetimi alarak koynuma, bir derviş hırkasıyla, sevgili Eyyub'unun sabrını yüklenerek gelebilmek isterdim kapına... Meryem örtülerimi örtünebilseydim... Tur Dağı'ndaki o ses bir yankı bulabilseydi ruhumda insanlığım adına. Önünde bütün ruhumla secde edebilseydim...
Yeri göğü bağrına basan ey! Ey gökyüzünü kudretiyle sürmeleyen! Rahmetini serp taşlaşan gönüllere ey! .. Sanadır münacatım, yalnız sana olsun aşkım, lütfeyle...
Bir avuç ateşböceği uçuruver ne olur zifiri yüreklerimize. Kararan günlerimize, gecelerimize... Ve 'ne olursan ol gel! ' diyen aşıkların hürmetine, ne olur affeyle... Seni aradım durdum gönüllerin yalnızlığında çöllerinin, menzilsiz yollarında ve bir katre rahmetine muhtaç toprağımda. Ah perde, ah şahdamarım... Şefkatinin gölgesine sığınıyorum Ya Rab! Hiçliğin zerresinde kavrulmaya can attığım demdir. Vedüdsun... İltifatına muhtacız Ya Rab.
Tenezzül buyur kulunun münacatına. Dua dua açılırmış sana giden kapılar. Hüzünlü bir sonbahar günü kapında yalvarmaya geldim. Senden korkum nar değil, kaybetme korkusudur. Dostu, en sevgiliyi, sıla-i rahimi, cananı, canda kaybetme korkusu... Umudumsa rızan: 'İlahi ente maksudi...' Yüreklerimiz ezik Ya Rab. Yüzümüz yerde. Kaldırıp başımızı sonsuzluğa bakmaya yüzümüz yok... Layık olamadık. Pişmanlığın dehlizlerinde boğuluyorken ağlayamadık, derinden sessizce...
Zayıf iradelerimizle, alacakaranlık yüreklerimizle bir damla gözyaşı getirebilseydik yürekten, ihlas adına. Biliyorum pişmanlıklara delil kabul ederdin... Yüreğin zayıf noktalarında mahkum olduk nefsimize. Ya Rab çıkar kelepçelerini o aleyhillanenin... Çıkar ne olur, dostlarının hatırına. Azad et Ya Rab şüphelerin oyuncağı olmuş aklın nezarethanesinden. Kutlu sevdanın gül kokusundan doya doya içir sinelerimize. Diri meyyitler gibi değil, sırat-ı müstakim üzerinde günahlardan nurunla yıkanmış olarak yürümeyi nasib eyle. Şehirler, evler mezar oldu Ya Rab. Her evden ceset kokuları yükseliyor semaya. Bedenler değil, ruhlar ölü. Bize nurunla dirilmeyi nasib eyle. Biz sanemler inşa ettik yüreklerimizde gökdelenler boyu. Biz yeryüzü tanrılarının eteğini öptük. Dizboyu battık çirkefine alemin. Sahte dostları, riyakar aşkları çarparak yüzüne insanlığın, sana koşmayı nasib eyle. Tevbe kapılarının ardına değin açıldığı ve meleklerin kanatlarıyla yeryüzüne kapandığı günlerin rahmetinde yüzmekteyken, ebed aşkını gönüllerimize nakşet. İşte can pazarında canımızı satmaktayız, bir iltifatın uğruna... Gülistanında renksiz, kokusuz bir yaprak olmayı çok görme. Yüce kapında kıtmir olanlardan eyle. Elimizden, yüreklerimizden katran rengi günahlar dökülüyor. Duaları semadan çevrilmeyenler adına, geceleri nurlarıyla sabahlara çevirenler adına, samimiyeti nakış nakış ömür gergefine işleyenler adına, tevbe ediyor, af diliyoruz dualarımızla... 'Ya Rabbi... Ben pişmanım... Ben pişmanım... | | | ALLAH' IM! | Bana dilimle değil, halimle vazetmeyi nasip eyle, ALLAH' ım! Hayatımızın her anında, namazda gibi, ilahi huzurda olduğumuz bilincinden ayırma, Ya Rabbi! ALLAH' ım! Semalarımızı bayraksız, bizleri hürriyetsiz, camilerimizi cemaatsız, cemaatimizi de ilim ve hikmetsiz bırakma, Ya Rabbi! ALLAH' ım! 'Halim ve azim olan Allah'tan başka ilah yoktur. Büyük Arş'ın Rabbi olan Allah'tan başka ilah yoktur. Kıymetli Arş'ın Rabbi, arzın Rabbi, Semavat'ın Rabbi olan Allah'tan başka ilah yoktur.' Dinimizi dünyanın mehri yapmaktan, acıkınca da inançlarımızı yemekten cümlemizi muhafaza eyle, ALLAH' ım! Beni, beni benim önüme engel olmaktan,Beni, benim hayatımın kemirgeni olmaktan,Beni, bana yalan söylemekten muhafaza eyle, ALLAH' ım! Bakışımızı ibret,Sukutumuzu hikmet,Konuşmamızı sanat ve marifete dönüştür, ALLAH' ım! Boşa bakanlardan,Boşa susanlardan,Boşa konuşanlardan eyleme, ALLAH' ım! Zenginlerimizi hamiyetsiz,Fakirlerimizi gayretsiz,Alimlerimizi amelsiz,İdarecilerimizi adaletsiz bırakma, ALLAH' ım! Dahili ve harici düşmanlardan sana sığındığımız gibi;cehaletin,tembelliğin,zaman israfının şerrinden de sana sığınıyoruz,bizleri muhafaza eyle, ALLAH' ım! Önce Hak' tan, sonra haksızlıktan korkmayı nasip eyle, ALLAH' ım! Yetenek israfından,Kapasite israfından,Zaman israfından ve israfın her türlüsünden muhafaza eyle, ALLAH' ım! Ertelemekten, üşenmekten, yılmaktan, vazgeçmekten, yarına bırakmaktan ve buna benzer hastalıkların şerrinden muhafaza eyle.Bu hastalıklara karşı Alim, Hakim ve Şafi isimlerinden acilen şifalar ihsan eyle, ALLAH' ım! Beynimizi, malumat ishali olmaktan,Aklımızı, öfkenin esiri olmaktan,Bedenimizi, şehvetin kölesi olmaktan,Midemizi, depo haline gelmekten muhafaza eyle. |  | SEVGİLİ MUHAFIZIM
| Beni, ilgilendirmeyen işe karışmaktan… Değiştirmeye güç yetiremeyeceğim meseleye kafa yormaktan… Kendi kapım pisken, başkalarının kapısının pisliğine takılmaktan… Bünyesi nice mikropla hasta ve dertliyken, doktorluk iddiâsında bulunmaktan… “Sadece işittiği” hususlar için “biliyorum” demekten… Sağdan soldan duydukları ile fetvâ vermekten… İlmi ve hilmi israf etmekten… Boyumu aşan mevzûlarda, gevezelik yapmaktan beni koru… Edebe yol olmayan yaşmaktan… Nefsim dururken, başka bir düşmanla savaşmaktan… Ve şerlilerin şer tuzağına düşmekten Sana sığınırım… Dışı içine kaçmaktan, içi dışına çıkmaktan, haktan sapıp hataya koşmaktan koru beni….
Sevgili Yaratıcım! Beni, var ettiğin o ezel yurduna, tertemiz geri döndür… Bu dünyaya gelişim pek mâceralı, büyümem pek meşakkatli olmuş… Anamı ve babamı cennet bahçende gezdir… Gidişimi kolay eyle… Akıl yaşta değil, başta diyorlar, başıma akıl nasip eyle… Hakikatte aklın ne yaşta, ne de başta olmadığını… Fakat aklın ille de yanışta olduğunu fark ettir. “Aklını yaşında sanan büyüyememiş ihtiyar” olmaktan Sana sığınırım. “Aklı, baş olmakta sanan büyükbaş” olmaktan da koru beni... Hakkımda her ne murâd etmişsen, beni ondan râzı kıl da, şikâyet edip duran bedbahtlardan olmayayım…
Sevgili Dostum! Sevdiklerim uyuduğu, en çok sevdiğim de rüyalara daldığı ve beni sevdiğini söyleyenler yorulup, kendilerine bile hayırları kalmadığı zaman, beni yine de gözleyen, koruyan ve kollayan Sen’sin!.. O herkesin bırakıp gittiği ve sadece Sen’inle baş başa kaldığım zamanlarda, “Sen’inle olmak” duygusunu bana öyle derinden hissettir ki… Ömr-ü billah, yalnızlık nedir, unutayım… Dostlarına dost olmayı, dostlarının hizmetinde bulunmayı ve dostlara yaraşır bir sevgiyle sevmeyi nasip et…
Sevgili Lûtfedicim! Özellikle ağzımın içinde, inci taneleri gibi pırıl pırıl durmakta olan, hani şu yeri; üstte, önde ve ortada olan iki dişim için, Sana şükredemezken, beni “Sana hakkıyla şükrettiğini zannetme” gafletinden uzak tut. O iki diş olmasaydı, ne insanların alaycı bakışlarından kurtulabilir, ne doğru düzgün yemek yiyebilir, ne de böyle düzgün konuşabilirdim. Ama ne olur, iki inci tanesi dişin kulu etme de beni, onlar sebebiyle kibir çamuruna batıp, deryadan ayrı kalmayayım… Karşıma, beni onlar olmadan da sevebilecek, takıntısız, yüce ruhlu insanlar çıkar… Kabuğa değil, öze âşık güzel kullarının arkadaşlığıyla, lutuflarına lutuf ekle… İkram ettiğin iki dişimle ilgili istediklerimi, yardımınla üstesinden geleceğim, herhangi iki işim için de istiyorum, lutfet…
Sevgili Sınayıcım! Karşıma çıkardığın imtihanlar hakkında, hüsn-i zan beslemeyi ve onların her birini, sadece benim hayrıma yarattığını düşünmeyi… Çirkin bakarak güzellikleri karalayanlardan değil, güzel bakarak pislikleri paklayanlardan olabilmeyi bana nasip et… Yoklukla, çoklukla, açlıkla ya da toklukla sınadığında, kanaat lutfet… Yusuf olmaya güç yetiremem belki ama… Ben farkında olmadan, ruhumda bir Yusufluk büyütmüşsen, Züleyhâ’lar karşısında serinlik, iffet ve asâlet nasip et… Kim bilir, belki Yusuf değil de, Züleyhâ olarak sınanmaktır nasibim… Eğer öyleyse, lütfen, karşıma Yusuf gibi bir Yusuf çıkar… Her ikimizi o sınamadan, alnı ak çıkar… Ve alnıma, o Yusuf ile, râzı olduğun şekilde visâli yazıver… Dedikodusunu yapanlardan olmaktansa, Züleyha olmak yeğdir… Lâkin o vakit, bana öyle bir el ver ki, gömleğe uzanmasın! Öyle bir göz ver ki, fesat bakmasın! Öyle bir dil ver ki, zora sokmasın! Öyle bir kalp ver ki, fitne dolmasın! Öyle bir ayak ver ki, icabında kendine ayak diresin! Öyle bir irade ver ki, Sen’in hükmünde erisin! Öyle bir sabır ver ki, sabrından bir zerre olsun! Öyle bir güç ver ki, içi kaynar, içi yanık, içi bitik ise de… Dışı pek serin, pek sakin ve ille kavî olsun! Sevgili Setredicim! Sen, öylesine şefkatli bir dostsun ki, kusurlarımı örtersin. Eğer böylesine setretmeseydin, hiç bakılacak hâlim kalır mıydı? Bana, o setredişinden nasip ikram et de, ben de insanların hatalarını örtebileyim. Birilerinin yanlışını dilime dolamaktan, birilerinin eksiğiyle mutluluk duymaktan, bencil ve kaba olup, nezâketten mahrum kalmaktan, Sana sığınırım… Hem, sadece beni başkalarına karşı örtmekle kalmaz, kendinle arama da perde çekersin… Bunu yapmakla, yine sadece beni korumayı murad ettiğini biliyorum… Lâkin… Perdeleri kalın etme de, hiç değilse, ardında gizlenen cemâlini seyretmeye yol bulayım… Sevgili Biriciğim! “De ki, ALLAH birdir!” âyetini, hayatımın her ânında dolu dolu hissettir bana… Samed oluşun karşısında, Sana alabildiğine muhtaç oluşumu hissettir… Kapında bir fakir ve bir dilenci olmaktan ayırma beni… Vesîleye takılıp kalarak Sen’i unutmaktan, vesîleye teşekkürü ihmal sûretiyle, Sana şükürde kusur etmekten koru… Kul hakkıyla ve nicelerinde hakkım olduğu iddiasıyla huzuruna gelmek ihtimalinden azâd et beni… amin, amin, amin | | | YA İLAHİ, | Bu yürek Sen’in için Sana yanmak ister.. Öyle yanayım ki..
Ya İlahi.. Sevdan geceleri uykumu bölsün, günün aydınlığında gafleti silsin.. Her hâl’de Sen’i arayım, her hâl’imle Sen’i bulayım.. Her kapının anahtarı Sen’de Ya İlahi..
Sana gelen tüm kapıları arala, sessizce süzülüp geleyim yanına.. Sana gelen yollarda beni nefs eline bırakma, Dostlarını yoldaş eyle yolculuğumda! Sen tut ki.. yüreğimin elinden, ayağıma çakıl ve taş deydiğinde, düşmeyim sendelemeyim.. Sana çıkacak yollarda, Sen tut yüreğimin ellerinden!
Emanetini sağlam ulaştırmayı nasip eyle.. Doğduğum gün verdiğin o tertemiz kalbi, aynı temizlikte emanet etmeyi nasip eyle.. Kirlerden pak eyle bu kalbimi, parçalamaya meyl eden faniliklerden uzak eyle!
Sen’in verdiğin gönül de, Sen’in ile geleyim Ya İlahi..
Yalan tutsaklıklara esir etme bedenimi, Üzerimde yalan ve yanlış hiç bir sevdanın izini bırakma, Gönlüme her gireni, bana Sen’i getirdiği için seveyim, Sana gelebilmek için sevileyim! Gözeten Sen’sin her halimi.. Sen koru benliğimi.. Sana emanet ettim yüreğimi.. her halimi!
Dünya kuyusunda Yusuf(AS)’ın teslimiyetini ihsan eyle bu bedene, Yakup(AS)’ın, Yusuf(AS)’a hasreti gözyaşı oldu ömrüne, gözlerinden etti hasreti.. Sabır ile duâsı ile kavuşturdun hem Yusuf’una hem gören gözlerine.. Sen’in için akan gözyaşına talibim Ya İlahi..
Öyle yanayım ki.. Yüreğimi aşkına kurban eyle! Gözümün yaşı ile sabredenler gibi kavuşmak nasip eyle! Sana kavuşmanın adı ise ölüm.. ölümü sevdir bana, Soğuk deymesin şu dilime, en sıcak kelime olsun.. vuslatın adı..
Öyle yanayım ki.. Ya İlahi.. Ölümü özleyen bir beden de ben olayım! Ölümlerin en güzeline talibim, Faniliğe rağbet ettirme, Ömrüme ömür bereketi ver ki.. Ellerim boş gelme | | | SENİ TANIMA MUTLULUĞU | Seni tanıma mutluluğunu, Seni dost edinme mesutluğunu yaşayamayanlara, Onların elleri açılmak istemiyor mu Sana? Onların kalpleri özlem duymuyor mu sana ? Onların dilleri Sen'in adını zikretmek istemez mi? Onların bütün uzuvları Seni ister biliyorum ama nedir onlara bu hasreti çektiren, nedir Sana kavuşmalarını engelleyen? Nedir onları Sen'den alıkoyan? Ey güzeller güzeli Rabbim, Ey Allah'ım! Ey duaları geri çevirmeyen Rahman! Sana bütün gücümle, bütün kalbimle ve kalbimin tercümanı olan gözyaşlarımla yalvarıyorum. Seni tanımayan biçarelere de göster kendini. Tattır onlara sevgini. Bilsinler ne büyük bir aşk olduğunu. Bilsinler Senin alemlere Rahmet olan Resulünü. Bilsinler Senin affediciliğini. Onlar da gelsin Senin mağfiret kapına. Onlar da istesin Seni bizim istediğimiz gibi. Rabb'im hayatında hiç Sana ibadet etmemiş, içinde hiç Allah aşkı olmayan, imana susamış ama susuzluğunun kaynağını bilmeyen bu insanlara hidayet nasip et ne olur! Ne olur Allah'ım;.. Senin içime koyduğun sevgiyle sevdim ben onları. Senin rızan için arkadaş, kardeş dedim onlara. Rabbim ben sadece bu dünya için sevmiyorum. Sevdiğim herkesi ahirette de birlikte olayım diye seviyorum. Sana gelirken onlarla birlikte geleyim diye seviyorum. Yani herkesi seviyorum Sen'den ötürü. Allahım! Ya sarılırsa yakama, ya bana derse o büyük günde, Neden anlatmadın bana Rabbini? Neden anlatmadın bana cennet-cehennemi? Neden Rahmet Peygamberinden söz etmedin? Neden bu ilahi düğüne beni de davet etmedin? Sen benim arkadaşım değil, kardeşim miydin? Hani arkadaşlar birbirlerine herşeyi anlatırlardı. Sen bana neden anlatmadın? Bana neden bugünden haber vermedin? Neden, neden, neden?' Allah'ım!! Ben ne yaparım bu soruların karşılığında? Ne cevap veririm, nasıl dayanırım? Omuzlarım kaldırır mı bu yükü? Öyle bir yük, öyle bir yük ki Sana ve Resulüne kavuşmanın sevincini yaşatmayacak bana. Çünkü bir şeyleri eksik bırakmışım ben dünyada. Hak etmemişim ben bu sevinci.. Tam Sana kavuştum derken bu arkadaşımın hakkının altından nasıl kalkarım, nasıl öderim bu vebali? Rabbim Sen istersen, Sen ol dersen ne olmaz ki! Allahım onları da aramıza kat. Onları da Sana yönelt. Onlar da sevsin Seni. Seni sevince zaten bulacak bütün güzelliği, bütün doğruluğu. Seni sevince ölümü de sevecek, peygamberleri de sevecek. Herşeyi, herkesi sevecek. Seni seven neyi sevmemiş ki? Ben acizim, birşey yapamıyorum duadan başka. Elimden fazlası gelmiyor. Senin sevgini yine ancak Sen koyarsın onların kalbine. Sen yöneltirsin onları kendine. Allahım! Yapabildiğim tek şey şu anda gözyaşlarımla birlikte elimi açıp sana yalvarmak. Yalvarıyorum hidayet nasip et onlara ve tabi bana da. Asıl mutluluğu ver onlara ve onlar gibilere. Ver onlara Allahım sevgini! Yağdır Rahmetini! Ve beni de bütün Müslüman kardeşlerimi de affet Rabb;im Cuma'nın hürmetine Sen affedicisin, affetmeyi seversin , beni ve tüm kullarını da affet Rabbim affet Rabbim affet Rabbim affet..... | | | YA İLAHİ, | Kim, ne istiyorsa, Rabbim onlara hayırlı olanları dünyada da, âhirette de ver. Biz dünya hayatında da O’na tâlibiz, âhiret hayatında da! O Güzeller Güzeli Peygamber Efendimiz’in yanında, büyüklerimizle birlikte O’na tâlibiz!..
Bilemiyoruz ya Rabbî, biz, câhil kullardanız, ama Sen bilensin! Ya Rabbî, Sana yalvarıyorum çekemeyecekleri, “Of!..” deyip de Seni incitecekleri hâlleri varsa, cümlesini üzerlerinden ve üzerlerimizden al!
Bizi rahmetine kavuştur. Güzeller Güzeli Peygamber Efendimiz’e ve büyüklerimize itaatkâr eyle! İnşâallah hayırlı ümmet, hayırlı evlat eyle!.. Şurada ben yanlış bir şey söylediysem kaydedildi sözde, ama Sen onları siliver ya Rabbi! Zararım kimseye dokunmasın. İnşâallâh hayrımız var ise, Senin rızan olacak şeyler söyledik ise, onları da duyur!
Gönüller Senin elinde Rabbim, bütün ümmete gerçek mânâda îmânı tattır. Allâh’ım, ben bilemediysem Sen bilensin. Ben istemeyi bilemediysem, Sen eksiğimizi-gediğimizi tamamla, yâ Rabbi! Bütün kullarına bu günlerde hayırlar ve güzellikler ver! Yâ Rabbi!.. O güzeller güzeli Efendimizi, makâm-ı Mahmûd’a ulaştır. O’nun makamına ulaştığını bizlere de göster!.. Yâ Rabbi, o güne ulaştığımızda, bize şefaat için ortaya çıktığında, O’nun başını öne eğdirecek hâllerden Sen bizi muhafaza buyur! O’nu orada mahcup eden kullardan olmayalım, yâ Rabbi!.. Burada sakladığın hâllerimizi orada da açığa vurma!.. Ey Rabbim! Sana inanıyoruz, Peygamberimizi seviyoruz; Sen’den de rızânı istiyoruz. ' Âmin ' | | | UTANIYORUM | Utanırım ya Rahman senin aşkın ile açan ve hoş kokular veren bir gül olamadım. Bir güneş olup doğamadım bir rüzgar olup esemedim Bütün mahlukat sana itaat ederken aşk ile hu çeker aşk ile döner yunus misali... Utanırım ya Rahman gaflet uykularımdan utanırım. Sabahlara kadar sana secde eden bir Ebubekir bir Ömer bir Osman olamadım. Onlar gibi Rasule aşık olamadım onunlayken bile hasret kalamadım...
Utanırım ya Rahman eshabı guzinin tövbesinden utanırım. Uzeyr olup harama baktım diye vuramadım kendimi dağlara ağlaya ağlaya AFFET YA RABBİ diyemedim
Utanırım Ya Rahman korkamadım yatağa girip uyumaktan Seddad Bin Evs olamadım yataktan kalkıp sabaha kadar secde edemedim.
Ya Rahman ne güzel kulların var ben onlardan olamadım. Simdi ağlıyorum sessizce. Sanki oturduğum yerde ölümümü bekliyorum. Yok misali yasıyorum.. Her vasıtaya bindik fanide simdi sıra tabut denen cansız ata binmekte...
Şehadettir arzuhalım nasib edermisin Ya Rahman cennette cemalinle şereflendirirmisin bu acizi. RAHMETIMDEN GAZABIMDAN USTUNDUR buyurmuşsun. Rahmetinle muamele eyle bizlere biz aciz kullarınız. Öylesine bir ölüm nasip eyleki Azrail as geldiğinde hoş gelsin ve geldiğinde o görevini yerine getirmeden sen bizlerden Razı ol İnşaALLAH...
Gecelerden sabahalara, karanliklardan güneşlere doğru açilan yüreklerimizin perde araliklarindan süzülen nur katreleriyle geldim kapina!
Biliyorum, güllerden gecer sana giden yollar, Yakarislarla, dualarla, tahiyyatlarla bezenir. Ey rahmetiyle kalpleri evirip çeviren, Sana kalbimi getirdim.
Ey kalpleri nuruyla sarip oksayan! Yaralarla kan-revan kalbim avuçlarimda, kapina geldim. 'Selam olsun ömür seccadesini gönül dergahina serenlere' diyebilmeyi ne çok isterdim, ama biliyorum ne yüzüm var nede hakkim.
Ögrendim ki dua, asigin masuguna bir haber salmasidir; gözyaslariyla yazilmis bir mektubu. Ve bir bekleyistir, istiyakla, korkuyla, ümitle bekleyis.
Iste, zaman her saniyesini balyozlamaktayken ömrün, verilmemis hesaplarin korkusuyla, titreyen yüreklerimizin bir lahsa umut adina geldik kapina Ah gelebildik mi, bir haber var mi affina dair?
Acziyeimi alarak koynuma, bir dervis hirkasiyla, sevgili Eyyüb'unün sabrini yüklenerek gelebilmek isterdim kapina! Meryem örtülerimle örtünebileseydim Tur Dagindaki o ses bir yanki bulabilseydi ruhumda insanligim adina. Önünde bütün ruhumla secde edebilseydim.
Yeri gögü bagrina basan Ey Rabbim! Ey gökyüzünü kudretiyle sürmeleyen! Rahmetini serp taslasan gönüllere Ey Rabbim! Sanadir münacatim, yalniz Sana olsun askim lutfeyle!
Bir avuç ates böcegi uçuver ne olur zifiri yüreklerimize. Kararan günlerimize, gecelerimize Ve ne olursan ol gel diyen asiklarin hürmetine, ne olur affeyle! Seni aradim durdum gönüllerin yalnizliginda çöllerinin, menzilsiz yollarinda ve bir katre rahmetine muhtaç topraginda. Ah perde, ah sah damarim! Sefkatinin gölgesine siğiniyorum Ya Rabbim!
Hiçligin zerresinden kavrulmaya can attigim demdir. Vedudsun Iltifatina muhtaciz Ya Rabbim! Tenezzül buyur kulununu münacatina. Dua dua acilirmis Sana giden kapilar. Hüzünlü bir sonbahar günü kapinda yalvarmaya geldim. Senden korkum nar degil, kaybetme korkusudur. Dostu, en sevgiliyi, sila-i rahimi, canani, canda kaybetme korkusu! Umudumsa rizan: iIlahi ente maksudi.. Yüreklerimiz ezik Ya Rabbim! Yüzümüz yerde. Kaldirip basimizi sonsuzluga bakmaya yüzümüz yok! Layik olamadik. Pismanligin dehlizlerinde boguluyorken aglayamadik, derinden sessizce Zayif irademizle, alaca karanlik yüreklerimizle bir damla gözyasi getirebilseydik yürekten, ihlas adina. Biliyorum pismanliklara delil kabul ederdin
Yüregin zayif noktalarinda mahkum oldum nefsimize. Ya Rabbim! Çikar kelepçelerini o aleyhillanenin Çikar ne olur, dostlarinin hatirina.
Azad et Ya Rabbim! Süphelerin oyuncagi olmus aklin nezarethanesinden. Kutlu sevdanin gül kokusundan doya doya içir sinelerimize diri meyyitler gibi degil, sirat-i müstakim üzerinde günahlardan nurunla yikanmis olarak yürümeyi nasib eyle. Sehirler, evler mezar oldu Ya Rabbim! Her evden ceset kokulari yükseliyor semaya. Bedenler degil ruhlar ölü. Bizi nurunla dirilmeyi nasib eyle.
Biz sanemler insa ettik yüreklerimizde göktelenler boyu. Biz yeryüzü tanrilarinin etegini öptük. Diz boyu battik çirkefine alemin. Sahte dostlari, riyakar asklari çarparak yüzüne insanligin, Sana kosmayi nasib eyle. Tevbe kapilarinin ardina degin açildigi ve meleklerin kanatlariyla yeryüzüne kapandigi günlerin rahmetinde yüzmekteyken edeb askini gönüllerimize nakset.
Iste can pazarinda canimizi satmaktayiz, bir iltifatin ugruna. Gülistaninda renksiz, kokusuz bir yaprak olmayi çok görme. Yüce kapinda kitmir olanlardan eyle.
Elimizden, yüreklerimizden katran rengi günahlar dökülüyor. Dualari semadan çevrilmeyenler adina, geceleri nurlariyla sabahlara çevirenler adina, samimiyeti nakis nakis ömür gergefine isleyenler adina, tevbe ediyor, af diliyoruz dualarimizla Ya Rabbim!.. Ben pismanim!.. Ben pismanim!.. |
| | YA İLAHİ, | Bir adı da 'el-Vedûd' olan, sevginin, aşkın kaynağı, seven ve sevdiren Rabbimiz! Bütün isimlerinle Seni anıyor ve 'Birbirinizin birbirinize sevgisi, işte O'nun nurudur.' diyenin muhabbetiyle Sana iltica ediyoruz.
Ey bütün sessiz yalvarışların sahibi! Sıkıntılarımıza karşı hazırlığımız, musibetimiz anında ümidimiz, yalnızlığımız anında arkadaşımız, gurbetliğimizde dostumuz, nimetimiz anında sahibimiz, kederimiz anında ferahlatıcımız, ihtiyacımız anında yardımımıza koşan, zor durumumuzda sığınağımız, korkumuz anında yardımcımız, şaşkınlığımız anında yol göstericimiz!
Ey kalpleri nurlandıran, süsleyen, kalplerin sevgilisi Rabbimiz!
Bizim her şeyimiz Sensin. Bize, bizi arındıran, Senin muhabbetine döndüren, Sana sevgili olmamızı sağlayan bir tevbe nasip et. Senin rızana aykırı tüm şeylerden, Senin muhabbetini ortadan kaldıran gözümüzün bakışından, gönlümüzün hatırasından, dilimizin anlatışından ve organlarımızın davranışlarından dolayı Senden afv ve mağfiret diliyoruz.
Allah'ım! Sana isyan edene karşı ne kadar yumuşak ve sabırlı davranırsın. Sana el açıp, dua edene, sana umut bağlayana ne kadar yakınsın. Senden isteyene ne kadar sevgi ve merhametle yönelirsin.
Senden isteyen kim var ki, onu mahrum ettin? Sana sığınan kim var ki, onu himayene almadın? Sana yaklaşan kim var ki, onu uzaklaştırdın? Sana koşup gelen kim var ki, onu kapından kovdun? Allah'ım! Tevhidin gönlümüzde olduğu halde, bize azab eder misin? Bizi, Senin için sevmediğimiz bir toplulukta bir araya getirip toplar mısın?
Muhafaza buyur ya Rab! Şahdamarımızdan daha yakın Rabbimiz! Yüce huzurunda buluşturduğunda sevenleri; acının, sıkıntının, hiçbir kötülüğün ve çirkinliğin olmadığı, böyle bir buluşma ne kadar güzeldir.
O büyük buluşmada, acaba huzurunda, habibinin huzurunda bizler ne durumda olacağız? Acaba şu günahkar gözlerimiz, Seni, sevgili Peygamberimizi görebilecek mi? Yoksa kör mü olacağız? O güzel halkanın uzaklarında kalan çaresizlerden, nasipsizlerden mi olacağız? 'Nasıl yaşıyorsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz.' buyuruyor Rasul'ün!.. Yarimiz ol, yardımcımız ol. Hayatımıza dol, bizi Sen kuşat! Seninle yaşayıp, Seninle ölmek istiyoruz! Ölümümüz sana kavuşmak olsun! Rabbimiz! Güçsüzlüğümüzü ve Senin isteklerini yerine getirmedeki yeteneksizliğimizi Sana şikayet ediyoruz. Üzüntümüzü ve tasamızı da yalnız Sana arz ediyoruz.
Özünün hakikati ve yüzünün nuru üzerine yemin ederiz ki, Sana duyduğumuz ihtiyaç, Senin zenginliğine denk! Sana olan ihtiyacımız Senin büyüklüğün kadar...
Bildirdiğin ve gizlediğin tüm isimlerini ve Kur'an-ı Kerim'i, kalbimizin baharı, gönlümüzün nuru, sıkıntımızın ilacı yap. Allah'ım! Seni seviyoruz. Buna göz yaşlarımızı şahit tutacağız. Ama istiyoruz ki, bizim Seni nasıl sevmemizi istiyorsan, Seni öyle sevdir bize! Biz, Sana âidiz, Allah'ım! Bu ne harika bir duygu!.. Bize, küçüklüğümüzü ve hiçliğimizi duyuran, ama sonsuz güven ve mutluluğu yaşatan, o tatlı rahmetinin altında kaybolmak istiyoruz.
Bizi sev, sevdir, sevindir! Sevdiklerinle eyle, sevdiklerinden eyle... Seni sevmeyi, Seni seveni sevmeyi, sana yaklaştıracak ameli sevmeyi bize nasib et! Senin için öğrenmeyi, yaşamayı ve öğretmeyi bize nasib et!
Sevginle var ettiğin varlığımızı, Sana teslim etmenin verdiği mutluluğu sonsuza kadar devam ettir ki, Sana olan şükrümüz son bulmasın! Dokunmanı isterdik titrek kalbimize... Göz yaşlarımıza dokunmanı... Sevmeni isterdik bizi de.. İbrahim -aleyhisselam-'a 'Halilim', Hazret-i Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e 'Habibim' dediğin gibi..
Ya da küçük hizmetçin, küçük kulun olmak istediğimiz için.. Seni anlatan dil, Sana ağlayan göz, Seni seven kalp olmak istediğimiz için... Çok susadık Allah'ım! Susuzluğumuzu gidermiyor hiçbir şey! Kandırmıyor, şu bulanık sular! Gür ve berrak bir kaynaktan, gönlümüze feyizler, nûrlar akıt, serin serin... Çok susadık.
Allah'ım, çevremizde ve her yerde, yüreğimizi de yakan koca bir yangın var. Biz, bu kocaman yangın için bir damlacık su olmak istiyoruz.
Allah'ım! Şefkatine ihtiyacımız var. Ellerimizle itekleyip, Sen'den gayri her şeyi, Sana gelmek istiyoruz. Kabul eder misin, içinde kara olan yüreğimizi? Şefkatine ölesiye ihtiyacımız var.
Süslü kelimelerle dolu, bu sathi, ve bu sahte hayat, Seninle anlamlı, Senin için çalışmakla değerli... Ve insan için ancak, çalıştığının karşılığı vardır... Sen emekleri ziyan etmezsin. Bizi, Senin için çalışan, nurunun tamamlanmasına vesile olan kullarından kıl! Rabbimiz! İşte ellerimiz, günahlarla beraber Sana uzatıyoruz. İşte alnımız, tevbe ile Sana geldi. Dünyada da, ahirette de bizim yarimiz Sensin.
Hayatımızı Senin rızan ile ve sevginle en güzel renk ve desenlerle nakış nakış işleyip, bir sanat eseri oluşturmak istiyoruz, Sana sunacak!... |  | D U A YAKARIŞTIR | Dua yakarıstır, seslenmektir,yardim dilemektir. Fitri bir olgudur.Üstün bir varlıga inanan her insan dua eder.
Dua,kulun ümit dali ve Rabbine bagliliginin en güzel ifadesidir.Dua,cennet yollarini açan,kalbe safa,ruha gida veren ve ebediyyet serinligini tattiran vecd halidir.Dua,mü'min için esi bulunmaz bir silah,ümit gecesinde hayirli bir sabah,bela,siddet ve felaket çemberinden kurtulus ve felahtir.Dua,yerde nur,gökte nur,sagda nur,solda nur ve kul için bir tükenmez huzurdur.Dua,Hak kapisinin halkasini tutmak,çirpinan gönüllere ilahi rahmeti dilemektir.Dua,kulun serefini artiran,iki alemde de yüzünü ak eden,bir güzellik bulutu halinde rahmet katrelerini gönül topragina döken en hayirli seydir.
Yüce Allah cc söyle buyuruyor.
"Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. Ve "Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, Sen yücesin, bizi ateşin azabından koru." derler." (Al-i İmran Suresi, 191)
Dua sadece bir seyler istemek demek degildir. Bizi yaratan ve yasatan Sonsuz Kudret’in sahibi önünde, kendi aczimizi ve hicligimizi anlamak, kendi kendimize yeterli olmadigimizi bilmektir. Bizi en iyi bilen Rabbimizin huzurunda ic dünyamizi serhetmektir. Dua, dudaktaki sesler ve kelimeler degil, kalpteki iniltiler ile ruhtaki sizilardir. "Rabbinize yalvara yakara gizlice dua edin, muhakkak ki Allah, haddi asanlari sevmez. O'na korkarak ve umarak dua edin." (A'raf, 7/55–56). Ve dua insanin deger ölcüsüdür: "De ki, eger duaniz olmasaydi Rabb'im size deger verir miydi?" (Furkan, 25/77).
Dogru yolu gösteren ve olgunlastiran Tasdik eden, güven veren, zarar vermeyen, mucizeleri destekleyen, gönüllere iman isigi yayan.Bize herseyi ögreten Rabbim , yine Kur'an dan peygamberlerin dualarindan örnek vererek en guzel sekilde duayi ögreten gene O'dur.
* Ey rabbimiz unutur veya hata edersek bizi sorumlu tutma * Eyüp (a.s) * Ya Rabbi gerçekten benim başıma bela geldi.Halbuki sen merhametlilerin merhametlisisin * Zekeriya (a.s) * Rabbim, beni yalnız bırakma * Âdem (a.s) * Ey Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik. Eğer sen bizi affetmez ve bize acımazsan mutlaka zarara uğrayanlardan oluruz. * diyerek dua etmişlerdir. * Beni müslüman olarak öldür ve beni salih kullarına kat..* Yusuf (a.s) * Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Ben zalimlerden idim * duası da Yunusın (a.s) duasıdır.
Rabbiniz dedi ki: "Bana dua edin, size icabet edeyim. Doğrusu Bana ibadet etmekten büyüklenen (müstekbir)ler; cehenneme boyun bükmüş kimseler olarak gireceklerdir. (Mümin Suresi, 60
(Allah’ın dışındaki güçlerden, insanlardan yardım dilemek bir ibadet halini alıyorsa bu şirktir. Biz bu şirkten hergün beş vakit namazda Allah’a sığınmakta ve ortak koşmamaya söz vermekteyiz “Yanlız sana kulluk ederiz ve yanlız senden yardım (istiâne) dileriz Ben günahkarım tövbekarım yüce Rabbim Sen Halık isminle beni yarattın en şerefli konuma getirdin Semi isminle herşeyi işiten, Basir isminle herşeyi gören Alim isminle herşeyi bilen Rabbimsin Ama ben bunlara rağmen bile bile anlamına ermeden Günah deryasında nefsime uydum Bugünümü yaşadım ahiretimi düşünmeden Şimdi görüyorum ki boşa geçmiş onca zaman Bana birşey vermediği gibi sadece almış Ve ben şimdi pişmanım nedamet içindeyim Senden bağışlanmak istiyorum Çünkü Sen Afuvv ve Gafur'sun Nasuh tövbesi ile yüce makamından Af ve mağfiretimi talep ediyorum Gerekli işlemlerin yapılmasını ağlayarak Tövbe ederek saygılarımla arz ediyorum |  | BENİM DE GÖZÜMÜN YAŞINI SİLER MİSİN? | Ey Resul !!! Ey; gözlerinde cenneti saklayan, ayağını bastığı yerler cennet kokan nebi! Ey; Yaradan'ın en güzel eseri! "Sen olmasaydın, sen olmasaydınalemleri yaratmazdım!" dediği! Var oluşunun şerefine, bütün varlığı hediye ettiği! Ey; insanoğlunun ufku -en güzel insan Allah'ın sevgilisi, kainatın gözbebeği! Ey; rahmetel li'l-alemin!
Sen den şefaat dilenen biçarelerin en sefiliyim, desem şefaat eder misin? Ey; kupkuru çölleri cennete çeviren gül! Ey; gönlünden gül dökülen resul! Küçük kız çocuğunun elinden tutup da giden, kuşu ölen çocuğa başsağlığı dileyen Gözlerinden yaş dökülen devenin gözyaşlarını silen resul! Benim de gözümün yaşını siler misin? Küçük kız çocuğunun tuttuğu gibi tutsam elinden; yüreğimden binlerce kuş uçtu, bin'i de öldü desem Bana cennet kuşlarından bir kuş bahseder misin? Ey; İslam'ın peygamberi! Sevda ikliminin, en güzel mevsiminin En güzel çiçeği! Ama mahzun, ama kederli Daima düşüncede, daima hüzün içinde ömründe, bir defa bile, kahkahayla gülmemiş Gül yüzlü, güler yüzlü sevgili! Gözlerimi yumsam ve hülyana dalsam O gül kokulu gülüşün ile, benim de gözlerimin içine güler misin?
Bir kerecik olsun seni düşünerek başımı koyduğum olmuşsa yastığıma, tutunduğum olmuşsa sana ve senin sevdana işte onun, işte onun hatrına! Ey; gözünü sevdiğim, özünü sevdiğim, sözünü sevdiğim! Ey; gönlümün sultanı efendim! Ümidim, muradım, kurtarıcım, müjdecim Seninle Kevser havuzunun başında buluşabilecek miyim? Desem bulunduğun yerden, yüreğime bir damla su serper misin?
Seni sevsem! Çok, çok sevsem! Öyle çok sevsem ki; sen koksa özüm, yüreğim Sen koksa nazım, edam Gönlüm sen dolsa, benim her şeyim sen olsan! Ali'n, Fatıma'n gibi olsam! Seni, onlar gibi seviyor olsam Sen de; beni, onları sevdiğin gibi sever misin?
Ey; bize bizden daha ziyade merhamet eden! "Ümmetim, ümmetim!" diyerek, üstümüze titreyen! Ey; en ziyade muhtacımız, en çok isteyenimiz! Bizi, Hak'tan dileyenimiz! Sen, umanı umutsuzluğa düşürmezsin! Sen, senden isteyeni geri çevirmezsin! Senden, senin rahmetini dilesem Ey; âlemlere rahmet olsun diye gönderilen, bana da rahmet eder misin?
Ey; Rahim! Ve ey; Kerim! Asr-ı saadet'ten değilim! Kokladığın gül, soluduğun hava, yediğin hurma, içtiğin süt, okşadığın kuzu, bindiğin deve, avuçladığın kum dahi değilim! Bir kez olsun, yüzüne yüz sürmedim!
Lakin; ben, senin"Kardeşlerim!" dediğindenim! Ve sana ve Sünnetine revan olmak isteyenlerdenim! Ve lakin daha hala sevgili
Veysel Karani'nin tırnağının ucu misali bİle değilim, desem Bana da hırkandan gönderir misin? Bir gecede yüreğime, bir nur olup düşer misin?
Sevgili Peygamberim! Rabbim; sana ve, senin al ve ashabına ağaçların yaprakları, denizlerin dalgaları ve yağmurların damlaları sayısınca salat, selam ve bereketler ihsan eylesin; |
| EY RABBİM! | | Girecegim yere durustlukle girmemi sagla; cikacagim yerden dedurustlukle cikmami sagla. Bana tarafindan, hakkiyla yardim edici bir kuvvet ver.Ey Rabbim!Beni, gerek bana gerekse ana-babama verdigin nimete sukretmeyeve hosnut olacagin iyi isler yapmaya muvaffak kil. Rahmetinle, beni iyi kullarin arasina kat.Benim icin de zurriyetim icin de iyiligi devam ettir. Ben sana dondum.Ve elbette ki ben muslumanlardanim.Ey Rabbim!Beni, ana-babami, iman etmis olarak evime girenleri,iman eden erkekleri ve iman eden kadinlari bagisla, zalimlerin de ancak helakini arttir.Ey Rabbimiz!Bize dunyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabindan koru!Ey Rabbimiz!Uzerimize sabir yagdir. Bize cesaret ver ki tutunalim.Kafir kavme karsi bize yardim et.Ey Rabbimiz! Unutursak veya hataya dusersek bizi sorumlu tutma.Ey Rabbimiz!Bizden oncekilere yukledigin gibi bize de agir bir yuk yukleme.Ey Rabbimiz!Bize gucumuzun yetmedigi isler de yukleme! Bizi affet! Bizi bagisla! Bize aci!Sen bizim Mevla'mizsin. Kafirler topluluguna karsi bize yardim et!Ey Rabbimiz!Bizi dogru yola ilettikten sonra kalplerimizi egriltme.Bize tarafindan rahmet bagisla. Lutfu en bol olan sensin.Ey Rabbimiz!Iman ettik; bizim gunahlarimizi bagisla, bizi ates azabindan koru!Ey Rabbimiz!Indirdigine inandik ve Peygamber'e uyduk.Bizi (birligini ve peygamberlerini tasdik eden) sahitlerden yaz.Ey Rabbimiz!Gunahlarimizi ve isimizdeki taskinligimizi bagisla; ayaklarimizi (yolunda) sabit kil;kafirler topluluguna karsi bizi muzaffer kil!Ey Rabbimiz!Gercek su ki biz, "Rabbinize inanin!" diye imana cagiran bir davetciyi(Peygamber'i, Kur'an'i) isittik,hemen iman ettik.Artik bizim gunahlarimizi bagisla, kotuluklerimizi ort, ruhumuzu iyilerle beraber al.Ey Rabbimiz!Bize, peygamberlerin vasitasiyla vadettiklerini de ikram etve kiyamet gununde bizi rezil-rusvay etme;suphesiz sen vaadinden caymazsin!Ey Rabbimiz!Iman ettik, bizi (hakka) sahit olanlarla beraber yaz.Ey Rabbimiz!Biz kendimize zulmettik. Eger bizi bagislamaz ve bize acimazsanmutlaka ziyana ugrayanlardan oluruz.Ey Rabbimiz! Bize gozumuzu aydinlatacak esler ve zurriyetler bagislave bizi takva sahiplerine onder kil!Ey Rabbimiz!Senin rahmet ve ilmin her seyi kusatmistir. O halde tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bagisla,onlari cehennem azabindan koru!Ey Rabbimiz!Onlari da,onlarin atalarindan, zevcelerinden, nesillerinden iyi olanlari dakendilerine vadettigin Adn cennetlerine koy.Suphesiz azizve hakim olan sensin!Ey Rabbimiz!Ancak sana dayandik, sana yoneldik.Donus de ancak sanadir.Rabbimiz!Bizi ve bizden once gelip gecmis imanli kardeslerimizi bagisla;kalplerimizde, iman edenlere karsi hicbir kin birakma!Rabbimiz!suphesiz ki sen cok sefkatli, cok merhametlisin!Ey Rabbimiz!Nurumuzu bizim icin tamamla, bizi bagislcunku sen her seye kadirsin,Rabbimiz!Bizi, inkar edenler icin deneme konusu kilma, bizi bagisla! Ey Rabbimiz! Yegane galip ve hikmet sahibi, ancak sensin. (Amin!) |
İslam Ülkelerini yakından takip edin. http://www.islamictube.net/
DÜNYANIN NERESİNDE OLURSANIZ OLUN TEK TIKLAMA İLE KIBLENİZİN YÖNÜNÜ BULUN http://www.qiblalocator.com/
'Beni terk etme namazım' Ben unutkanım, cahilim, yanılanım….. Ne olur sen bırakma beni, terk etme, İbrahim a.s, Musa a.s' ı terk etmediğin gibi… Nefsim ve şeytan uzaklaştırmaya çalıştıkça seni benden, sen daha da çok yaklaş bana, izin verme seni bırakmama… Arkadaşım ol, canım ol, dostum ol… Eyy dosta ulaştıran, Sevgiliye götüren aracısız, araçsız Yaradan’a götüren… Sessiz feryatlarımın içinde boğulmama izin verme, ben acizim unutuyorum, sen hatırlat bana Yaratıcının varlığını, sıkılmışlığımın, horlanmışlığımın, çaresizliğimin, bataklığa düşüşümün tam ortasında yakala kollarımdan izin verme düşmeme… Ne olur terk etme beni… Mahcupluğum, günahkar oluşumdan faydalanıp iş başında olan şeytana, esir olmama izin verme…Senden başkasına Yârim dedirtme… Mahrum bırakma, beni senden, ben gidecekken sen tut beni… Gözümün nuru, gönlümün ışığı, sevdalım, beş vakitte Cebrail a.s, Peygamberim ve Rabbimin konuşmasını hatırlatanım. Örtüme bürünüp uyumama izin verme gündüze en yakın olan o anda… Beş dakika daha uyumama izin verme, gecenin en bereketli o anında şeytana yoldaş olmama izin verme, çünkü ben bir daha hiç o günde olmayacağım, gitmiş olacak giden… Zayıfım, acizim, unutkanım, yanılırım, biçareyim, NE OLUR TERK ETME BENİ!!!Gözyaşları mı barındır sularında, vuslatım ol her seferinde…Sular gibi çağlasın yüreceğim beni her çağırışında…Alemlerin Rabbine kavuşturacağın her anda, koşar adımlarla geleyim sana… Elimin tersiyle itekleyeyim tüm dünya telaşını, arkamda bırakayım... ‘ALLAHU EKBER’ derken… Rabbim, 'bu bel bir tek senin huzurunda bükülür' diyeyim seninle birlikte, bu alnım bir tek Sen’in huzurunda yere değer diyeyim… Sen çağırdın… Ben geldim…. Huzura diyeyim. “Seninle birlikte gözümün nuru’Arkadaş sohbetleri için seni kaçırmama izin verme…Alışveriş telaşı yüzünden senden uzaklaşmama izin verme… Dünya’nın en tatlı geldiği anlarda, UNUTTURMA BANA KENDİNİ… Peygamberim ve dostları dizleri şişene kadar kılardı Seni… Bizler seni dizi keyfi için unutuyoruz… Eriniyoruz….Eyy hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyan, unutmaya ve gaflete düşmeye müsait bir yaratığım ben…Hayatımın gerçek amacını unutturma bana… Rabbimle aramdaki o güçlü maneviyatın köprüsü, nefsime uyduğum anlarda, seni unutup dünyamın zindan olmasına izin verme… Koylarına her gelişimde Rabbimin heybetini, azametini hissettir bana… Hani Hz. İsa diyor ya! : “Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. Bana Kitabı verdi ve beni peygamber kıldı.” Nerede olursam olayım, beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı ve zekatı emretti' (Meryem Suresi, 30-31) Ve İbrahim a.s: “Rabbim, beni namazımda sürekli kıl” (İbrahim Suresi, 40)(Rabbim bizi de sende sürekli kılsın inşallah…AMİN ) Ben çabuk bıkarım, ağır gelebilirsin bazen bana… İstemesem de seni, sen iste beni, arkanı dönüp gitme sakın… Sıkıya gelemem bilirsin… Uykumun en tatlı anında, sohbetin en koyu anında geldiğinde olur bana, işte o anlarda, yaa kazaya bırakırsın ne olacak diyen şeytana inat… TUT VE SALLA BENİ… NE OLUR BIRAKMA LANETLENMİŞ OLANAAL VE GÖTÜR BENİ YARATANABAZEN AŞK İLEBAZEN ERİNEREKBAZEN SÜRÜKLEYEREKBAZEN KOŞARAKAMA GÖTÜR NASIL OLURSA OLSUN GÖTÜR BENİ BENİ BIRAKMA, NE OLUR TERKETME BENİ... 'Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah'tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir.' (Bakara-153) Rabbim hepimizi bir seccade boyu namazlardan korusun inşallah. Dosdoğru namazını kılanlardan olmak duası ile… İnsan kendisine verilen akıl sayesinde iyi ve kötüyü ayırabilme kabiliyetine sahiptir. Evet o yaptığı bütün işlerin akıbetini aklını kullanarak görebilir. Şimdi namaz gibi dinin en önemli şartının aksatılmasının veya her gün şikayet edilmesinin ne kadar akıldan uzak olduğuna bakalım: 1. Ömrün ebedi değil. Yaşadığın zaman içerisindeki görevlerini yerine getir. Yarına kavuşacağına garantin yok. Faidesiz geçen ömrünü iyi değerlendir. Bütün bunlar ulaştığımız zaman diliminde bütün ibadetlerin özü olan namazı kılmakla gerçekleşir. 2. Vücudunun ihtiyacını yemek yeme, su içme ve dinlenme gibi faaliyetlerle karşılıyorsun. Ya ruhun, ölüm korkusundan, ayrılık acısına bir çok nedenle ruhun sıkılıyor. Bunalıyorsun ruhunu teneffüs ettirecek hayat boyu vicdanına azap çektirmeyecek tek çare görevini yerine getirmektir. Ruhunun ebediyet isteğini dünyadan talep etme kendinde yok ki sana versin. Ebediyet Ebedi olandan istenir. Ondan ebediyet istemenin en güzel yolu günde beş defa ona yalvarmaktır. 3. Düşün dün namazını kılmasaydın yine geçecekti. Bugün namazını kılsan da kılmasan da geçecek. Kılarsan kurtulursun hem bu dünyada hem öbür dünyada. Kılmazsan başına geleceklere hazır ol. 4. Hem dikkat et yaptığın vazifenin karşılığı az değil ebedi cennettir. Fani dünyada kısacık bir hayat için gösterdiğin gayreti hatırla. İleri de rahat etmek için nasıl da çaba sarf ediyorsun. Halbuki özlediğin, beklediğin o zamana ulaşman garanti değil. Oysa ebedi cenneti Allah vaad ediyor. Öyleyse her şeye gücü yeten Rabbin emrine itaat et.. 5. Sakın deme! Beni meşgul eden boş işler değil hayatımın devamı için önemli işlerdir. Şöyle düşün dünyanın en zengin insanı,dünyanın en başarılı bilim adamı,dünyanın en iyi futbolcusun,vs böyle bir çok güzel vasıfların en iyisine sahip olmak istemezmiydin. ? Oysa hiçbir insan her istediğine sahip olamaz. Maç seyrettiğin saatleri,avare gezdiğin vakitleri,dizi izlediği vakitler,boş konuştuğun anları düşün zamanın çoğunun hem dünya hem de ahiret için faydasız işlerde geçtiğini hatırla ve kendine çekidüzen ver. ALLAH'ın sana bahşettiği zamanı iyi değerlendir ki cennete layık hale gelebilesin.
|
|
|
|
| Ziyaret Bilgileri |
| |
| Aktif Ziyaretçi | 2 |
| Bugün Toplam | 71 |
| Toplam Ziyaret | 113408 |
|
|
|
|
|
|
|
| | |
|
|